11 Ocak 2013 Cuma

Senden önce buraya çok komik şeyler yazmıştım. Elbet bir gün çıkar gelirsin diye biriktirdiğim Kemal Sunal filmleriyle kapatacağım bu açığı galiba. Neyse sevdiğim, korkma çık gel. Sadece kokunu bir daha çekmek istiyorum içime. Attığın "günaydın" mesajıyla uyanmak istiyorum sabahın köründe. Komikli postlar atıyorum belki okuyup da gülüyorsundur diye. Yanılıyor muyum? Neyse ben acı çekiyorum yokluğunda gün ve gün. Gel artık!

Kedi sevmeyen insanları samimi bulmuyorum.


Pamuk, 3 yaşında Van kedisi. Erkek. Çok pis tırmalar, anlaşabiliyoruz buna rağmen.


7 Kasım 2012 Çarşamba

Mutlu olmak istiyorum artık.


Mutlu olmak istiyorum artık.
İyi gibi görünmek beni yoruyor.
İyi gibiyim ama güçsüzüm.
Güçsüzüm ve mutsuzum.
Bakire duygularım olsun mesela, daha açılmamış. Sonra, yaşadıklarım da bir cenin gibi..
Öyle bir hayat büyütmek istiyorum ki yüreğimde,ne sonunu getirmek isteyeyim; ne de geriye döneyim..
Açılmak üzere olan bir pencere gibiyim, evet. Güneş var ama; yeterince ısıtır mı?
Pencereyi açtığımda bir fırtınaya yakalanmayacağım ne malum? 
Hiçbir şey hakkında en ufak bir fikrim yok. Mesele de bu zaten.
Benim bilmek istediklerim yok.
Mutlu olasım var.

Merve Özmeşe


4 Ağustos 2012 Cumartesi

FEDA!

Az önce zil çaldı ve adamın biri bir paket tutuşturdu elime;


Kargonun üzerindeki isim yabancı, tanımıyorum böyle birini. Neyse paketi açtım ve;


Bugün yarın geleceğini biliyordum ama yine de çok farklı hissettim lan kendimi. Çok sevindirik oldum;


Bir de not yazmış Dila “Umarım şans getirir sana. Güneşli günleri görürsünüz camia olarak. Güle güle giyin FEDA olsun… Dila TEPE” diye; 


Tabi Dila’nın çekinceleri vardı, acaba olurmuydu üstüme onun aldığı FEDA t-shirt’ü. Hemen denedim;


Eee benim de Dila’ya buradan söyleyecek bir kaç sözüm var tabi. Biraz tersten okumanız gerek;


Bana Fenerbahçe taraftarının büyüklüğünü gösterdiği için bir Beşiktaşk’lı olarak Dila’ya çok teşekkür ederim. 






Sevgilim


Beni neden hiç aramıyorsun? Gerçi arasan da ne konuşacağımı bilmiyorum, her zaman yazarken daha iyiydim. Şuan bir sahildeyim, her yerim kum içinde kaldı, sanırım denizi hala sevemedim. Burada yüz kadar insan var, çoğu boğulmamak için yüzüyor ve hepsi senden habersiz olmalı. Seninle tanışmamış oldukları için üzülüyorum onların adına. Hiç beklemeyecekleri biri onlar için üzülüyor şuanda. Bu içgüdü nereden geliyor emin değilim ama birazdan biraz suya gireceğim. Eminim ki suda da seni düşüneceğim. Sana senin de bunu beklemene rağmen seni sevdiğimi söylemediğim için üzgünüm. Bu durumun da eminim psikolojik, sosyolojik ya da başka bir ‘’jik’’ açıklaması vardır elbet fakat ben bilimi de hiç sevemedim en az bu deniz kadar. Ama ben iyi birisiyim. Kötü ve kayıtsız gibi görünmek isteyen makul bir insan. Belki de bu yüz kişiden daha mutlu, daha insan.
Geçen sabah insanların dişlerini fırçalarken ne düşündüklerini düşündüm dişlerimi fırçalarken. Neydi dişlerimizi fırçalarken aklımızdan geçenler? Kimsenin böylesi bir işle meşgulken dünyayı ya da salt beyaz dişlerle kendini kurtarmayı düşündüğünü sanmıyorum. Sanırım gün içindeki en boş şeyleri bu birkaç dakikada düşünüyorduk. Bu esnada ya evi dolaşıyor, televizyona bakıyorduk boş boş ya da içten bir şarkı mırıldanması yahut aynadaki bizdeki son gelişmeleri inceliyorduk. Şuan hiç daralmadan, sıkılmadan söylüyorum ki uyandığımda aklıma gelen ilk şeysin. Ve dişlerimi fırçalarken ya da tamamen farklı eylemlerde de orada olmayı becerebilen teksin.
Sana âşık olmak, orospunun birine tutulmak kadar umutsuz, bir köylü güzelini sevmek kadar masum ve bazen saatlerce dalıp gittiğimde bana titreyen elleriyle su getiren babamın elleri kadar tedirgin bir iş. Sen eski beraber olduğum kişilere göre sahilde geçirilen bir gün gibisin. Ve bütün bu aptal âşık laflarını bana yazdıran Julietin siluetisin.
Aytuğ Akdoğan

9 Temmuz 2012 Pazartesi

.


Şimdi efendim bugün yorucu geçecek bir haftaya başlamış bulunmaktayım. 7 gün boyunca 00:00-05:00 arası nöbetteyim. Pek bir şey yaptığım yok ama yine de yoruluyorum. X kişisi yeterince mesajlarıyla taciz ederken beni sağlıklı düşündüğüm söylenemez. Lan bir git sarhoşsun, ne dediğini bilmiyorsun diyorum anlamıyor piç. Neyse biz asıl konuya gelelim. Hafta sonunda 3-4 günlüğüne Denizli’ye kaçacağım. Ablam evlenecek de. 1 ay önce amcam vefat ettiği için öyle salonda çalgı-çengili bir düğün olmayacak. Sadece gelin almaya gelecekler benim bildiğim. Bu arada babamla aramı düzeltirim belki. Pek haz etmem kendisinden ama kimseyle küs kalmak istemiyorum şu boktan hayatta. O değil evde Pamuk var. Onu düşünüyorum bensiz ne yapacak kerata diye. Çok alıştık lan birbirimize şu 1 hafta da. Ne zaman eve gelsem kapıda karşılamalar falan. Kendini sevdirme çabaları. Ama ayağım, elim çizik içinde. Oyun oynayacağız derken her defasında bir çizik atıyor. Hapishane duvarı niyetine kullanıyor beni. Neyse evde arkadaşım var o bakar bir bu süre içerisinde. Ben de Denizli’de rahat rahat vakit geçiririm. Hah bir de Tumblr buluşması olacak galiba. Ona da gitmek icabet alır. Son gittiğimde tek erkek ben vardım lan asdfghjklşi. 17 kız vardı bu arada. Sevgi, Bediş, Büşra ve Betül dışındakilerin isimleri aklımda değil kusura kalmasınlar. Ne diyorduk? Hah, ablam evleniyor lan! Ne garip. Enişte diyeceksin elin adamına, 3-4 yıla kalmaz dayı olurum. Bok gibi. Bazen de diyorum boşver lan, ne alakan kaldı ki ev ile? Haftadan haftaya telefonda görüşüyorsun evdekilerle. Bazen de işte böyle 2 ayda bir yanlarına gidip görüşüyorum. Saçma sapan bir insan oldum amına koyayım. Boşlukta gibiyim. Tamam ekonomik bağımsızlık var, kimseye muhtaç değilim. Param olursa istediğim her boku yapabiliyorum ama insan bağlanmak istiyor galiba bir şeylere. Neyse bu yazıyı burada bitireyim. Bundan sonra böyle uzun yazılar yazacağım, bazen hayatımdan bahsedeceğim, bazen saçmalayacağım. Sevgilerimle, üstünüz açık kalmasın annem. 
İyi geceler.
Okuyucuya Mektuplar - 09.07.2012

26 Haziran 2012 Salı

“Birini sevdiğimizde onu büyük bir hızla değiştirmeye başlarız. İstediğimiz gibi olsun isteriz. İstediğimiz gibi giyinsin, istediğimiz gibi yaşasın, şununla görüşmesin bununla konuşmasın.. Onu o kadar değiştiririz ki, sevdiğiniz kişi olmaktan çıkar. Sonra da onu sevmekten vazgeçeriz. İşte, Biz güzelliklerin ağzına böyle sıçarız..” — ö.s.ö


Kötü bir şiir veya yazı yazmak, başkasının şiir ya da yazısını çalmaktan daha iyidir.


Sarılmanın anlamı şudur; Sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. Bizde birine isteyerek sarıldığımızda ömrünün bir gün uzadığına inanılır.
Paulo Coelho

  • Michael Jackson dinlerken hemen hemen her şarkısında istemsiz bir şekilde parmak şıklatmaya başlamam çok garip.
  • Es hi cam into, dı vindov. Cıgı cınk |parmak şıklatma efekti bunlar| cınk cınk. Eni vici vokki, eni ar yu okki. Eni vici vokki, eni vici vokki. Eni ar yu okki. Sıkıntıdan dinlenilen şarkı.

  • Siyasi parti kurma kararı aldım lan. Ama öyle bir parti kurmalıyım ki "Bakın alırım paranızı, dımdızlak kalırsınız ortada." dediğimde "Olsun, alacaksan sen al." diyecek güveni vermeliyim halka.
  • Şişmanlık, göbeği "ne tatlı şeysin sen ehe mehe" diye sevmekle başlıyor. Benden söylemesi.
  • Saffet, beni affet.
  • Telefondan internete girdiğim anda mesaj gelmesi, hayatın benimle dalga geçme şekli.
  • Bilgisayarın başında pişmekten öte bir şey yaşıyorum şu an, adeta "bişdim" lan.
  • Sanki bütün kızlar senden daha güzel, senden daha seksi, senden daha zayıf ve uzun mu geliyorlar sana? Üzülme bir sevgilin olunca hepsi geçer.

  • Sevgili Gülse Birsel, merhaba nasılsın? Beni soracak olursan sıkıntı içerisindeyim. Avrupa Yakası dizisini bitirdiğin günden beri bu durum böyle. Avrupa Yakasını yazarak hayatıma renk kattın fakat bitirerek bana ve benim gibilere çok ayıp ettin. Yanaklarından mıncırdım, selamlar saygılar.
  • Daltonlardaki Joe ve Avarel'in arasındaki Jack ve William gibiyim. Zavallı ve silik. Ne yer, ne içer, ne tür müzik dinler, nelerden hoşlanır, nelerden tiksinir hiç merak edilmeyen.


31 Mayıs 2012 Perşembe

Bimcell muhabbeti ilk çıktığında şaka zannetmiştim.


  • En son ne zaman "çünkü seviyordum!" diye sahip çıktın bir aptallığına?
  • Göt korkusu olan insan her şeyi yapar.
  • "Aslında bilirsin reklam bitince dizinin orada biteceğini. Ama yine de beklersin. Öyleyim işte. Bir şey olacağından değil ama hani belki."
  • Amerikan bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre, selülitli kadınlar daha zeki oluyormuş.
  • Yetkili abiler, okul kimlik kartlarındaki fotoğraflarımıza bakın bari lan okuldan ne kadar nefret ettiğimizi anlamak için. Bir de fotoğrafçı gülümse demişti. Okul vesikası için fotoğraf çektiriyoruz amın evladı ne gülümsemesi.
  • Çok yalnız insan için ne suyun derinliği ne de soğukluğu önemlidir. Direkt girer ve boğulur çok yalnız insan.
  • Her şeyini kaybetmiş insanlardan korkmayın. Onların size zarar verecek gücü de yoktur.,
  • Hiç aşık olmamış birine; "Hiç iştahım yok. Boğazım kuruyor, terlemeye başlıyorum. Kalp atışlarım sürekli hızlanıyor sanki." derseniz, "Doktora git" der. Anlamaz ki öküz.
  • Gördüğün kötü bir rüyayı anlattığında, ilk tepkisi "korkma, ben yanındayım" olan adamı sevin, hatta çok sevin.
  • Öyle güzel gülüyor ki, başkası görüp aşık olacak diye ödüm kopuyor.
  • Beğendiğim bir şarkıyı onunla paylaştığımda "Çok güzel kanka ama bir de şuna bak derim, bunu da çok beğeneceksin." diyecek bir kankam olsun isterim.
  • İçtiğim bir birayla cenneti kaçırırsam, işte o zaman derim "O son birayı içmeyecektim." diye.
  • Aşk, şarap, şarkı, şiir ve şapşal; bu kadar güzel olmalarının sebebi belki de içlerinde "ş" harfini barındırmalarıdır sadece.
  • Etrafındaki insanlar, bir şeylerin yolunda gitmesi sanki senin elindeymiş gibi davranıyor ya bazen? Gıcık oluyorum. Siktiğimin zamanına karşı koy bakalım hadi sıkıyorsa.
  • Ne zaman ayna önünde elinde telefon fotoğraf çekinen birini görsem "nesin sen amına koyayım?" diye sorarım kendi kendime. Sonra geçer.
  • Bazen seni hiç anlamadığını düşünüyor, bazense dünyada seni gerçekten tanıyan tek insan oymuş gibi geliyor değil mi? Aşıksın lan sen.
  • Herkesin kendine göre bir ders çalışma yöntemi var. Kimisi kendine bir kahve koyar, kimisi masasını düzenler, kimisi önce Twitter, Tumblr'dan post atar, belki biraz youtube'dan video izler. Ben hepsini yapıyorum, ders çalışmaya zaman kalmıyor.
  • Hamamcı teyzenin yerinde olsam "hamamcı teyze, hamamcı teyze altınlarım çalındı bulamadım" diyen elemana "siktir git karakola, yorma beni" derdim.
  • Evdeki DVD'yi açıyorum "hello" diyor, kapatıyorum "goodbye" diyor. Sıkıntıya ve yalnızlığa bire bir. Tavsiye ederim.
  • Bugün de telefon alarmıyla uyandığıma göre; "Bu ne lan? Dünün aynısı!"
  • Bir konuşma bittikten sonra, konuşmayı tekrar düşünüp daha güzel cümleler bulursun ya, o çok koyar.
  • Telefonu sevdiğin kızdan önce mi kapattın? Sıçtın oğlum sen! Öl bit daha iyi.
  • Uykuya olan inancım kalmadı.
  • Aynı şehirde yaşasak ayaklarına kapanacağım insanlar var.
  • Twitter'da #TurkiyeOgretmenineSahipCık etiketini görünce Kel Mahmut'a hastaneye geçmiş olsun demeye giden Hababam Sınıfı ve dışarıdaki kalabalık aklıma geldi.
  • Damien Rice kafası yaşamak istiyorum.
  • İyi gününde sergilediği sahte samimiyeti, kötü gününde gerçek soğukluğa dönüştüren insanlar vardır.
  • Avuç kadar taşın üzerine "Seni çok özledim" yazıp suratına fırlatmak istiyorum. O zaman belki anlar işte canımın ne kadar yandığını.
  • Cengiz Han "Kadınların sezgi gücü yüksek, alınlarıyla sezerler." diye dönemin Çinli kadınlarına kahkül saç mecburiyeti getirmiş. Şey İsveç.
  • İyi siyaset ile iyi müziğin anahtarı hep sol'dur.
  • Seni düşüneceğim diye başka bir şey düşünemez oldum sevgili. Şimdi ben bu pantolonu giyiyor muydum, yoksa çıkarıyor muydum? Ne yapıyordum lan ben?
  • Ne kadar çok mesaj atanım yok.
  • Birinden daha fazla şey umut ediyorsan yıkımı çok daha büyük oluyor.
  • Bir insan küfür etmiyorsa, senin ağzını yüzünü başka türlü sikiyor demektir.
  • ‎"Oğlum bak git." yerine Behzat Amirim gibi "Bi siktir git la!" demeyi tercih edenlerim.
  • Kafamdaki tek soru; Acaba hayallerindeki insan ben miyim?
  • Tecavüzü mahkemelerde meşru hale getirdiğin ülke topraklarında kürtajı kötülemek-yasaklamak da neyin kafası Tayyip Efendi.
  • Arada kendime de kocaman bir naaahh çekmek istiyorum.
  • Neymiş "telefonun şarjı bile bazılarının ilişkisinden uzun gidiyormuş." O senin yalnızlığın mal.
  • "Hele yar, yar yar, yar, zalim yar, hain yar, le le le le le yar."
  • Tanıdığım en iyi öğretmen Kel Mahmut, en iyi usta ise Yaşar Usta. Her ikisi de aynı adama çıkıyor; Münir Özkul. Allah uzun ömürler versin sana usta öğretmen.
  • Kötü bir şiir veya yazı yazmak, başkasının şiir ya da yazısını çalmaktan daha iyidir.
  • Arada Youtube'a "hassiktir pezevenk Osman" yazıp kahkahaya boğulan bir insanım.
  • Bazen filmlerdeki gibi ateşe verip, sonrasında elimde sigarayla izlemek istiyorum dışarıdan evin yanışını. Özenti değil, gerçekten istiyorum.
  • Seninle saatlerce saçma sapan şeylerden bahsedip, hayaller kuruyorsam, bu seni çok sevdiğim içindir.
  • Bilgisayarın başından çiş molası diye kalkıyorum, buzdolabının kapağını açıp boş boş bakıp geri dönüyorum.
  • Dünyanın en eğlenceli şeyi; o uyurken nefesini nefesiyle aynı anda alıp vermeye çalışmaktır.