aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2012 Perşembe

Aşk ömrü uzatıyor, aşık olun!


Aşk zeka arttırır. Aşık olmak vücut ve zihin üzerinde sakinleştirici bir etkiye sahip. Sinir sistemini onarmaya yardımcı oluyor ve yeni beyin hücrelerinin yetişmesini tetikleyerek hafızayı geliştiriyor.
Kanserle savaşmaya yardımcı olur. Iowa Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yumurtalık kanseri olan hastalardan başkalarına karşı güçlü bir bağ hissedenler ya da tatmin edici bir ilişki yaşayanların daha güçlü doğal yok edici hücre aktivitesi oluyor. ( bu arzu edilen beyaz kan hücreleri bağışıklık sisteminin bir parçası olarak kanserli hücreleri yok ediyor, öldürüyor)
Bağışıklık, endokrin ve kardiyovasküler sistemlerine faydalıdır.  Faydaları bir kenara, aşkı yaşamıyor isek bedel ödemek durumda da kalabiliriz. Araştırmalar gösteriyor ki aşk bağışıklık, endokrin ve kardiyovasküler sistemlerini zararlı etkileyen negatif duyguların nötralize ediyor.
Kalbinize iyi geliyor. Beyin çekici bulduğunuz birinden bahsederken ateşleniyor ve kalbinizi normalin 3 katı hızla attıracak dürtüleri yolluyor.  Kuzey Carolina Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre sarılma ve konuşmanın dahil olduğu yakın fiziksel temaslarda bulunan çiftler, daha yüksek oksitosin seviyelerine sahip aşk hormonu. Kadınların ayrıca kan basıncını düşürüyor.
Daha uzun yaşamanızı sağlıyor. Aşk yoksunluğunun sebep olduğu sosyal izolasyon erken ölüm riskini 5 kat arttırıyor. Aşk, depresyondan uzak tutarak, bağışıklık sistemini güçlendirerek, ruh sağlığımızı iyileştirerek yaşam standardımızı yükseltiyor ve ömrü uzatıyor.
Kolesterolünüzü düşürür. Sevgiyi ifade etmek kolesterol düşürüyor. Bir araştırmaya göre yakın arkadaşlara, sevilen akrabalara ya da birlikte olunan insanlarla ilgili hislerini kağıda dökmesi insanın belirgin şekilde kolesterolünü düşürüyor.
Aşk gençlik iksiridir. Aşıkken vücut tarafından salgılanan endorfin, cilde kan akışını yükseltir ki bu da cildi yumuşak, pürüzsüz kılan ve kırışıkları önleyen şeydir.
Peki ya seks? Düzenli seksin pek çok faydası var:  gelişmiş koku hissi, azalan kalp hastalıkları riski, kilo kaybı ve formu koruma, depresyondan uzak tutma, ağrı kesici, nezle ve grip önleyici, daha sağlıklı prostat…
Ve evlilik. Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, evli kadınların %20, erkeklerin ise yüzde yüzden 200’e kadar kalp hastalıkları, intihar, siroz gibi  stresse bağlı hastalıklardan ölme riski azalıyor.

4 Ocak 2012 Çarşamba

Para her şey değildir. Tek şeydir.



Günün getirdiği noktada bilinçaltımız; mutluluğun reçetesinin para olduğuna  dair onlarca dış etkenin tacizine uğramakta iken insanların para için her şeyi yapabilecek noktaya gelmesini çok garipsemiyorum.
Gerek görsel gerek yazılı medyada, gerek eğitim alınan kurumların tümünde akademisyen adı verilen insanlardan dahi, gerekse ebeveyn ve bilumum sülale üyesi tarafından ilkokula başlayan bünyenin yüksek dozda para getiren bir meslek sahibi olması gerektiğine dair tecavüz başlıyor.
Bir başarı öyküsü olarak anlatılan yüzlerce hikayenin hepsinde ya bir ceo, ya da gübrenin içinden çıkıp bugün altın musluklardan akan suda yıkanan zenginleri görüyoruz. 
Bu bahsi geçen kişiler ve olaylar tecavüz kısmı, magazin ise bu tabloda porno figürü. Son yılların gözümüze soktuğu Acun’un çıkıp:” erkekler paramı kıskanıyorlar o yüzden beni çok sevmiyorlar” açıklamasını yapması birçok şeyi anlatıyor aslında. Paranın yalnızca sahip olunduğunda yani kullanılmadan dahi getirdiği imkanlar o kadar çok ki insanların kıskandığı bu imkanlar olsa gerek. Malikanelerde yaşayan iş adamlarının araba koleksiyonları..
Uç örnekleri geçelim. Herkesin elinin altındaki facebook. Fotoğraf albümleri ego törpülerinden başka bir şey değil. Her yeni albüm yeni bir hayat. Türkiye’de çekilse yüzüne bakılmayacak fotoğrafların maddi olanaklara göre; gidilen her şehir veya ülkede çekildiği zaman onlarcasının paylaşılması. İlişkilerin en güzelini yaşadığını, yemeklerin en güzelini en güzel yerde yediğini, okulların en güzelinde okuduğunu kendine inandırmaya çalışan insan siluetleri.Profesyonel fotoğraf makinalarının tüketiminin bu kadar artması da bunun bir sonucu değil mi? Üstelik mobil paylaşımlarda telefonun markasını dahi gösteren bir facebook. Pompala pompalayabildiğin kadar.
Pompa demişken. Pompaya devam sloganıyla hayatımıza giren kaybedenler kulübünde kafa kıran felsefeler, yalnızlık öyküleri.. Ben gibi birçoğumuzun hayatını derinden etkilemiştir eminim. Ancak filmde karakterlerin para sıkıntısı olmadığına dikkat ettiniz mi? Sıkıntı bir kenara para içinde yüzüyorlar. 
Adamın biri bir kağıt basıp ona bir değer biçiyor ve insanların sevdikleri için dilediği şeylerin başında bu kağıt geliyor. “yeni yılda bol para diliyorum” vs.
Mutlu olun, çok değil.